22 Aralık 2010 Çarşamba

BEŞ ŞİİR




Göğe doğru parmağım hayalet yapar gibi
Ellerimi en çok o vakit anlıyorum
Lavanta kokuları perdelerle bir olup
İşte bu ahval üzre yaşadım sanıyorum

Kış gribi nev zuhur a la charte yemekler
Efendimin postunda modernlik taslıyorum
Kayıtsız kaldığımdan mesela politiğe
Secdeye kapaklanıp siyaset okuyorum

Akşam karanlığında medrese çırılçıplak
İstanbul üzerine çok soğuk titriyorum
Avlusu gıcır gıcır edilmiş Osmanlının
Taşlar kadar görkemli dualar ediyorum

Anahtarı kilitte iki kez dönen kapı
Buz gibi soluğumla hafifçe itiyorum
Giriyorum evimde made in heaven şarkılar
Beyaz tenli sesinden ve fena oluyorum

Penceresi denize gülümseyen mahviyet
Kamuya açık yara ne biçim kanıyorum
Alengirli bir laf çak sessizlik faydalansın
Eskiyi isyan ettim şiddetli susuyorum

Efendimin dizleri yollar gibi incinmiş
Merhaba Türk şiiri! Seni de seviyorum
Sensin sanki dilimde biriktikçe aşk olan
Durup dururken bazı şekiller çiziyorum

Beni görsen Sen derdin, kırk kalemle kırk verem
Geceye bir elif miktarı uzuyorum
En son nerde kalmıştım nerde normal çiçekler
Çıldırmaya müsait yerlerde iniyorum


Gözümü esir alan trenler coğrafyası
Gitmek gibi temmuza güneşe bakıyorum
Uzun metraj düşlerin kısa metraj günleri
Efendim görsün diye hayaller kuruyorum

Tek kişilik sinerji oda orkestrası tamam
O da olsaydı keşke bu odada diyorum
Ağzımı açar açmaz sonsuz kanaviçeler
Ahşap sokaklar gibi yağmuru bekliyorum

Kılavuzum karınca sabır taşıyor bana
Kurda kuşa gömleğimden alfabe dikiyorum
Annesi yağmur olan ağaç ki o benim
Duası fazla kaçmış yağmurdan korkuyorum

Bir yudum çay karanfil bir yerde gölgesi gül
Birazı levh-i mahfuz yazılar buluyorum
Sanki cennet akacak kestiğimde sözünü
Sanki ben evet duman ne güzel yanıyorum


Dergah 293, temmuz 2014


1 yorum: