24 Şubat 2011 Perşembe

HAZİN




   Kelimeyi aylar evvel bir yazısında Murat Belge kullanmıştı. Ve o kadar yerinde kullanmıştı ki hala “taşı gediğine koymak” deyiminin bendeki karşılıklarından biridir. 22.09. 2009 tarihli ve “Sokaklarda İnsanlar” başlıklı yazısıydı ve bayram izlenimlerini paylaşıyordu. Sokaklarda hava atma çabası içinde gezinen başıboş delikanlıları anlatırken şu cümleleri kurmuştu:

  “Bütün “büyük görünme” çabalarına rağmen, çocuksulukları, üstelik “ana kuzusu” olarak çocuksulukları çok belli. Seyretmesi hazin bir “kötü” olma çabası. “Ben ulan, ben var ya...” Bu, kendi ürettikleri değil, ama “rol modeli” olarak onlara sunulan bir şey.”

   Kelime dediğin buz gibidir başta. Sözlüklerdeki karşılığı hayatla sınanmadıktan sonra geçmez o soğukluk. Anlamını kuru bir bilgi olmaktan çıkaran kelimenin hayata çıktıktan sonraki halidir. “Hazin”, acı veren, dokunaklı, hüzünlü anlamına geliyor. Ama “hazin” kelimesindeki derin kıyıcılık eş anlamlı diğer kelimelerde yok. Belki de eş anlamlı kelime kavramının kendisi kusurlu. Eş anlamlı diye bildiğimiz kelimeler muadillerinden farklı anlamların taşıyıcıları. Ne sadece “acı veren”, ne de “dokunaklı” ve “hüzünlü” kelimeleri “hazin” kelimesinin ağırlığında değil. Bu kelimede aynı zamanda “merhamet” de saklı.

   Bir yığın uykunun ve uykusuzluğun kıskacında içini doldurmaya çabaladığımız her şeyin ellerimizin doldurulamaz boşluğunu gittikçe büyütmesi diyeyim ben.
 

1 yorum:

  1. sanki gerektiğinden çok az hüzün veren bir kelimeyi dosdoğru anlatan Süleyman’ın öfkelerini duyamamaktan kim alıkoyar bizi,

    yo, hayır omzunu açma
    omzun ideoloji taşır sevgilim -ah muhsin

    YanıtlaSil