24 Aralık 2011 Cumartesi

"hepsi hatırlanacaktı. ama herkes bekleyişi kadar büyüktü.biri olabilecek olanı beklediği için, diğeri daimi olanı beklediği için büyüktü. oysa imkansızı bekleyen herkesten büyüktü" kadim dostum kierkegaard‏

2004 kışında minibüsten inip okula doğru yürüdüğüm muhteşem bi yol vardı. hala var. iki yanı çam ağaçlarıyla kaplı 100 metre düşün. kar yağdığında o çam ağaçlarının yaprakları karı tutarlardı. muhteşem bi manzaraydı. insan bunu akıl edemez. o dalların tuttuğu karları insan hayal edemez. ancak biz o lütuftan hayaller kurarız.

bi keresinde okula giderken ayakkabılarımın üzerinde birer avuç kar vardı. sanki penguenlerin yumurtalarını ayaklarında taşıdığı gibi ben de o karları dökmeden okula gidiyordum. sınıfımda adile naşitin çocukluğunu andıran ama saçları sarı minicik bi kız vardı. ben farkında değilim ama o da yanımda yürüyormuş.

ben karları dökmemek özeniyle yürüyor ve gülümsüyorum . gülümsediğimin farkında değilim ama. çocuk yaklaşıp sorunca aydım: "öğretmenim niye gülümsüyorsunuz siz?"

ne dediğimi bilmiyorum ona. ama neden gülümsediğimi biliyorum. allaha o manzara için şükrediyordum o sıra.

f.d. zamanlarıydı... aslında berbattı benim bakış açım ikide bir dünyayı ve hayatımı düzeltmese.. o sene tüm öğle sonralarını uykuda geçirdim, istisnasız. tahammülüm yoktu van'ın karları çamura çeviren sokaklarına, hayata, vesairelere...

bütün hayatımın -ki toplasan bi hayat eder mi tartışılır-beklemekle geçtiğini iyi biliyorum ben. beklemenin kendisini hayata dönüştürmeyi öğrettim kendime. ustalaştım bunda.

sonra bu şarkı sonraki yazda çaldı. eskisi kadar güzel değil şimdi. ama bekleyişim hala güzel...

bağlıyorum:): imkan: sızı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder