23 Nisan 2018 Pazartesi

kaldırımlar 3


Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece, 
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler. 
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince, 
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime, der. 

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de, 
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp. 
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de, 
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp. 

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım, 
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı. 

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı, 
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan


n.f.k.

genç görünmek isteyen




II

nereye vurmuş benim kalbimin güzelliği
oturanlar görmez cam kenarında,
kızamık çıkarmış sandım ki toprak
bakıp bakıp titredim gelincik tarlasına

buradan gidilir işte, cuma günü ölmeye
ah bu serinlik, bu akşam çıkarması
tutan bir çocuk gibi ilk orucunu
kendine hürmet eden, başka kimseye-
yorganı olmayan ve ayakları:

kuru can, yemeden içmeden kesilmiş ümit
uzanıp uzaklara kendini sayıklayan.


ibrahim tenekeci


15 Nisan 2018 Pazar

masumiyet defteri




öyle yavaşladı ki zaman
iki dağın zirvesi iki an
biri diğerinin üstüne
devriliyor durmadan

her şey nasıl bu kadar berrak
her şey nasıl bu kadar yeni
elimi bıraksan unutacağım
buraya bugün gelmediğimi

açılmış masumiyet defteri
gibi görünüyor bana yeryüzü
melekler boyamış her yeri
yağan kar örtmüş üstümüzü

deseler ki vaki oldu emri hak
işte ebedi hayat dedikleri
kara kapanır sana şükrederim
böyle hayal ederdim cennetini

öyle yavaşladı ki zaman
iki dağın zirvesi iki an
biri diğerine bakıyor
senelerdir göz kırpmadan


varlığının anlamına varmış da
sanki oradan buraya yürüyüşü
o sen miydin söyle gördüğüm
kar yüzünün kızarmasından eriyordu

o gün bugündür ben kar olmak isterim
üstümde gezin ayak bileğinden öpeyim
bir titreyiş gibi düşeyim dile boynuna senin
bir kez olsun dokunup yerlerde sürüneyim

bu kışı bana bir aşkı hazırlar gibi hazırladın
her şey o kadar berrak o kadar yeni
daha önce gösterseydin ey sevgili
belâ zanneder geçerdim mucizeni

bana baktı bir yabancı
bizi biri çok eskiden tanıştırdı
adımı sevgili mırıldandı
kardan gelmiş kardan gidiyordu

açılmış masumiyet defteri
gibi görünüyor bana yeryüzü
melekler boyamış her yeri
yağan kar örtmüş üstümüzü

cevdet karal

14 Nisan 2018 Cumartesi

amasyalı uzman çavuşun semiz eşkıyaya şöyle bir baktığıdır




Doğrudur felek bugün bizi rüsvay eyledi
Amma hey! Sen sen ol tenhada elime geçme
Anam Daniela ismiyle müsemma değil
Yan der bana, yan ama besmelesiz su içme

Bilmem Şili’de devrim - - generaller gecesi
Uğul uğul konuşan yavşaklardan haz etmem
Sigortalı bir iştir başladım hem vatandır
Zurnanın son deliği varsın olsun ar etmem

Otuz yıl kurşun aktı tek şair ses etmedi
Müstesna götlerinde alelusul rahatlık
Baktım tarih herkesi haklamış bana gelmiş
Bendim ve arkadaşlar - - yıllar boyu kan aktık

Bendim ve arkadaşlar. Varsıl değil, bey değil
Bık bık etti Ankara - - generaller gecesi
Baktık ki omzumuzda kıldan keskin bir urgan
Türkiye ağır yüktür bilmeyen ne bilesi

Balkona bayrak astım sonra öptüm ve sustum
Benim balkon Tuna’ydı, Bağdat’tı hem Mohaç’tı.
Amasyalı hey dedim sana kaldı fütühat
Hoşgeldine geldiler çoğunun karnı açtı

Türkiye ağır yüktür kemiği çatırdatır
Kırılan kirişleri Dağlıca’da biz tuttuk
Aktütün’de, Eruh’ta, varsıl değil bey değil
İnledik derin derin İstanbul’u uyuttuk

Ahdettik de bir zaman geldikti, Kara Oğuz
Bin yıl oldu muttasıl toprak doydu kan ve ter
Bir yerden başlamaksa, bakışın Amasyalı
Ve bayrağı astığın o küçük balkon yeter!

Doğrudur felek bugün bizi rüsvay eyledi
Varsıl değil, bey değil; çavuş, sadece çavuş
Bir baktı, yalnız bir an - - kemiği çatırdatır
Kartalların ürktüğü o mübarek küçük kuş!

Süleyman Çobanoğlu

13 Nisan 2018 Cuma

üç rüya




Sanki yaprak dökümünü gördüm rüyamda,
Karanlık gölleri, uçsuz bucaksız ormanları,
Hüzünlü sözcüklerin yankılanması çalındı kulağıma 
- Fakat çözemedim anlamını.

Sanki yıldız dökümünü gördüm rüyamda,
Solgun gözlerin ağlayışındaki yalvarışı,
Bir gülümsemenin yankılanması çalındı kulağıma
 - Fakat çözemedim anlamını.

Yaprak dökümü, yıldız dökümü olurcasına,
Gidip geldiğimi gördüm, sonrasızdı,
Bir rüyanın ölümsüz yankılanması çalındı kulağıma
- Fakat çözemedim anlamını.

trakl



11 Nisan 2018 Çarşamba

üzümün aklından geçenler


Kişnedikçe beyazlayan bir at
duvarın arkasında
uzun uykularla giyinmiş
yılgınlığın yatağında dört ayak
                     akıyor üzümden

Kara kamu kıygın, karınca sürüsü
kuşlar sönerken dallarda
cadde-i kebir ve zilzurna geceler
                     akıyor üzümden

Seni seviyorum diyen bir ağzı, adamın

Neşter, kan ve dil
dalgın bir ege türküsü
                      akıyor üzümden

Herkese öpülen fakat
yalnız kendini öpen kadınlar
taban fiyatları, ruhumun kırdığı kuşlar
ve rus yazarları
                     akıyor üzümden


şeref bilsel

8 Nisan 2018 Pazar

ayşe sana




Saklıyor içinde yüzen hayâli
Ne zaman gözlerin yaşlansa, Ayşe!
Diyemem boynuna olsun vebali
Sevdiğin o güzel çobansa, Ayşe!

Gönlünü yorarak bütün bütüne
Benzedin sararmış yaban gülüne.
Güvenme sana andiçtiği güne,
Ya bütün sözleri yalansa, Ayşe?

Canına karışmak istiyor canı
Kim görse bu güneş başlı çobanı.
Günyüzlü Zeyneb'in çekildi kanı,
Göz yaşı döküyor Kezban'sa, Ayşe.

Çobanın bir kızıl yele saçları,
Ateştir, alınmaz ele saçları,
Ah hele saçları, hele saçları...
Yakar parmağına dolansa, Ayşe!

Ayşe, kaç çobandan, tehlikelidir,
Kendini ateşe atan delidir.
Kuşlara emniyet etmemelidir.
Buluştuğunuz yer ormansa, Ayşe!

O ne, birdenbire karşımda soldun,
Bir anda boşaldın, bir anda doldun?
Yoksa, dün çocukken, ana mı oldun
Yanarım kederin bundansa, Ayşe!



Faruk Nafiz Çamlıbel

2 Nisan 2018 Pazartesi

MÜMKÜN MERTEBE



Ruhumun ruhumun ruhumun
Ruhumun evliyalarınca gömülen
Ruhumun ruhumun ruhumun evliyalarınca
Ruhumun evliyalarınca gömülen gömülen gömülen
Binlerce burukluk dolduruyor sigaraları Bir’den
Akademilerin aşağılık kürsülerinde okunmayan
Meydanlara inmeyen başı göğe ermeyen
Kan kangren katran zakkumlar doğuran
Sureleri başımızın hizasına getiren
Seni alnımın sahibi kılan - manası yok
Didişmenin kemiklerini bende büyüten
Tevrat okuyan bir egzistansiyalist gibiyken bazen
Bu şiiri bu şehri bu dini görmüyor musun

..........................................................


Sosyoloji hiçliği ayaklarıma serer
Edebiyat Allah içindir ıskalarsın hayatı
Bundan sonrasını delirerek anlatacağım
Benimle Peru’da öldürülür müsün